Anı yakalamak isterken anları kaçırmak

Fotoğraf çekenler arasında esprili bir söz vardır  ”photoshop çıktı mertlik bozuldu” diye. Bana göre mertliği bozan akıllı telefonlar oldu.

Hepimiz ama istisnasız her birimiz, anı yakalayayım derken bir çok değerli andan oluyoruz, ne yaşadığımızı bilmez halde, binlerce belki de yüzbinlerce, bir köşede unutulacak, belki ileride yanlışlıkla silinecek fotoğraf ve videodan oluşan muazzam bir arşiv içerisinde anları hatırlamaya çalışırken kayboluyoruz. Peki, ne hissettiğimizi hatırlıyor muyuz? Heyecanlıydım diyebiliriz sadece, diğer duygularımız muhtemelen ekranlar arkasında sıkışıp kalır. Oysaki bir an hafızamızda o güne dönebilmeli, yaşananları aklımızda canlandırabilmeli, duygularımızı anımsayabilmeliyiz.

Freddie-Mercury-Live-at-Wembleyqueen crowd freddie mercury concert 2953x2050 wallpaper_www.wallpapername.com_6

Yazının devamı »

İyi ki…

İnsanın iyi ki dediği şeyler vardır. İyi ki oradaydım, iyi ki yaptım, iyi ki…
Ali’nin doğum hikayesinde bir çok iyi ki var benim için. Planlamaya kalkışsam orada olmayı beceremezdim.
Gülbin’le (Ali’nin annesi) ilk ne zaman konuşmuştuk hatırlamıyorum ama her konuşmamızda, yazışmamızda sıcacık elektiriğini alabiliyordum. Sanırım bazı hisler karşılıklı. Uzun zaman konuşutuktan sonra doğumda birlikte olamasaydık çok üzülecektik ve bu ihtimal kuvvetleniyordu. Normal doğum bekliyorduk, duedate çoktan dolmuştu. Ali’nin annne karnında tutulacağı son haftasonuydu artık. Gülbin’le doğumun pazar günü olma ihtimali üzerine konuştuk, şu günler olsa gelebilirim ama pazar mümkün değil demiştim. O pazar günü nasılsa artık beklediğim normal doğumlar çoktan gelmiş olur düşüncesiyle evimizde 15 kişilik bir davet verecektik. Ancak bu işi yaparken plan yapmamak gerektiğini bazen unutuveriyorum işte. Şaka gibi ama haftasonuna sanırım 4 tane beklediğim, 41-42 haftalık, anne karnını rahat bulmuş bebeğim vardı. İkisinin ismi Ali’ydi. İlk Ali’m o haftasonu cumartesi çok erken saatlerde acil sezaryenle dünyaya geldi, sabah 7 civarı telefonu alıp hastaneye koşarken, ahh keşke hazır aynı hastedeyken Gülbin’den de bugün haber gelse, hazır oradayken içim rahat olur, gidebilirim doğumuna demiştim. Ben ilk Ali’nin çekimlerini tamamladım.. Başka bir süpriz haber gelmedi. Gittim alışverişimi yaptım, evime döndüm, süpriz 2 misafirimiz geldi, o arada arkadaşlarımızla otururken bir yandan ertesi gün için 5 çeşit ikram hazırladım,  işleri düzene koyup, toparlanıp yatayım derken saat gece 1′i geçmişti.. Tam uzandım , sırtım yatağa değince kocaman bir ohhh çektim,  yüzümde gevşek bir gülümsemeyle… Telefonumu elime aldım saatimi kalkacağım saate kurmak üzere… Sabah erken kalkıp evi toparlayıp, yemek işine koşturacaktım. Sesi kısık telefonumun ekranında Gülbin yazıyordu. Hemen yedek planımız olan fotoğrafçı arkadaşıma ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım. Biraz panik oldum, aklımdan hemen hesap yapmaya başladım, “şu saatte eve gelsem, şu kadar uyusam şu işleri yaparım evet yetişirim bence…”   Ve Gülbin’e ben geliyorum diye yanıt gönderim. Bir şey dürtmüştü sanki. Başarabilecektim. Doğuma da fazla vakit kalmamıştı, yine sabah ki gibi koşarak Amerikan Hastanesi’nin yolunu tutmuştum. Sanırım 20 dk’da oradaydım.

AliOzal-025AliOzal-065AliOzal-058AliOzal-020AliOzal-033AliOzal-037AliOzal-093
AliOzal-113
AliOzal-068

Saat 02:00′a  geliyordu sanırım. Hastaneye gidince  neşeli kalabalıkla karşılaştım. İnanın o neşe insanı bir anda yeniliyor. Bir sürü güzel kız Gülbin’e eşlik ediyor, annesi, teyzesi, kuzeni, kardeşleri, arkadaşları… Herkes neşeli ama evet bir yanda endişeli ya da heyecanlı da demeli… Gülbin çok genç, çok güzel… Hiç sancı çeker gibi bir hali yok, farkındayım orada en perişan görünen benim ama bunca sene sonra, o saatte o fiziki yorgunlukla orada olduğuma şükredecek kadar mutluyum, farklı bir huzurum var. Fotoğraf çekmeye devam ettikçe içimden sürekli iyi ki geldim dedim tüm gece boyu, orada bulundukça iyi ki tembelliği, uykuyu seçmedim dedim… Sanırım 2 saate yakın bekledik sancı sürecini, 03:30 civarı doğumhaneye yol aldık artık, sancıların dozu iyice yükselmişti. Doktorumuz Aylin Keriş’te hastanede gebesi için bekliyordu uzun zamandır. Gülbin son derece pozitif tavrıyla ve eşinin metanetli desteğiyle zor sancıların üstesinden geliyordu. Bu kadar aşık, birbirine aşkla bakan, zorluklarda, acı duyarken bile birbirine gülümsemeyi ihmal etmeyen güzel çiftleri görmek inanın etrafındakilere çok yansıyor, fotoğrafın bile rengi tadı değişiyor.

Yazının devamı »

Pembe Gardırop

Sanırım yazının başlığından konu birazcık anlaşılmıştır. Aslında bu yazıyı aylar önce paylaşmak istemiştim.
Pembe Gardırop, üniversiteden sınıf arkadaşım Boray’ın ortaya çıkardığı, el emeği göz nuru bir markadır. Aslında bu tasarımları yaptığını kendisinden öğrenmedim , tavsiye üzerine sayfasını ziyaret ettiğim zaman önce hazırladığı elbiseleri görünce “off ya neden bir kızım yok kiiii” diye isyan ettim. Sonra da “aaaa bu bizim Boray değil mi yahuu” diye şaşırdım. Aslında şaşılacak birşey değil. Boray yetenekli, iyi sanat eğitimi almış, bir süre reklam sektöründe sanat yönetmenliği yapmış çok yaratıcı bir kadın, anne.

Boray, kızı Okyanus için, sağlıklı kumaşlardan dikilmiş kıyafet arayışına girmiş. Bu arayış devam ederken Okyanus büyüdükçe Boray’ın aldıklarını beğenmemeye başlamış. Boray da aldığı hazır kıyafetleri ona beğendirebilmek için süslemiş, ardından onun için kıyafetler tasarlamış. Okyanus için hazırladığı kıyafetler çok beğenilince de Pembe Gardırop fikri ortaya çıkmış.
http://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.com

Pembe Gardırop‘u bence en özel kılan şey bu güzel, cıvıl cıvıl, rengarenk sevimli tasarımlar değil, Pembe Gardırop’taki tüm elbiseler özel tasarımlarının yanında sağlıklı malzemelerle hazırlanıyor. Alerji yapmayan yumuşak kumaşlar, kaşındırmayan tütüler, kopup boğulma tehlikesi yaratmasın diye itinayla dikilen aksesuarlar Pembe Gardırop’ta standart. Yurdışından getirtilen kumaşlarla hazırlanan bu tasarımlar sınırlı sayıda yapılıyor, her elbiseden 1 ya da 2şer adet.. Tasarımcı bir annenin elinden çıkan bu kıyafetler çocuklarınızın hayal gücüne hitap ederek adeta onları bir oyuna davet ediyor, bu elbiselerden sonra evinizde artık giyinme probleminiz eminim ki kalmayacaktır =)
http://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.comhttp://www.pembegardirop.com
Bu yazıyı yaz başında paylaşmış olsaydım keşke… Sizler de bu güzel cicilerden mahrum kalmamış olurdunuz. Ama ne için geç ki? Kışlık kıyafetleri beni daha fazla çıldırttı, renkler, kumaşlar, süslemeleri, tarzı.. herşeyiyle stil sahibi minik kızlar için muhteşem seçimler =)

Yazının devamı »

Doğum Fotoğrafları

Mesleğimin en heyecanlı, telafisi mümkün olmayan, en eşsiz anlarında sıra…  Aldığı ilk nefesiyle, ilk kez sesini dünyaya duyurduğu, anne ve babasını  o iç eriten ağlamasıyla farklı bir boyuta taşıdığı andır o an. En sevdiğim doğum anlarından ne kadar elemeye çalışsam da çok başarılı olamadım. Bu kadar çok fotoğraflı blog olur mu demeyin,  bir sürü güzel bebeğiniz ve fotoğrafınız olunca  böyle oluyor.  Sözü çok uzatmadan fotoğraflarıma bırakıyorum. (Fotoğrafların üzerine tıklarsanız daha büyük görebilirsiniz)

Karete Kid -  Doğum

Life -  DoğumNewborn -  Doğum

Yazının devamı »

Ladin

Ladin’in muhteşem hikayesi daha doğmadan çok önce başlamıştı, herkesin bebeği kıymetlidir ama Ladin’in dünyaya gelme mücadelesi oldukça etkileyiciydi. Ben bu hikayenin renkli, neşeli, oldukça keyifli tarafındaydım. Esra Sert’in  hamilelik fotoğraflarını çekmiştim, bizim çekimden hemen sonra Vatan Gazetesi’nde röportajı olacaktı, gazetede benim fotoğraflarım kullanılmıştı ama röportajın içeriğinden haberdar değildim, Esra’nın yaşadıklarını Ayşe Aydın’ın röportajında okuyunca inanamamıştım. Neşeli duruşuna bakınca, bir ordu adamın kaldıramayacağı zorlukları sırtlamış ve herşeyi arkasında bırakmış birisi olduğunu bilemezdim.

Lado

Geçen sene bu zamanlar Ladin’in dünyaya gelimesini beklemekteydik,  bu yüzden yetişememe korkusu yaşayarak stresli bir dönem geçirmiştim ancak herşey yolunda gitti, Ladin sevinç gözyaşlarıyla karşılandı. 42. haftanın sonunda, epidural sezaryen ile, 28.02.2010′da aramıza geldiği anda gözleri  kocaman açık, etrafa gayet cool bakışlar atıyordu =) Genelde bebekler mosmor doğarlar ama Ladin pespembikti, üstelik ağlamıyordu, bizleri süzüyordu resmen. Yazının devamı »

Doğum fotoğrafında Photoshop

Fotoğrafla ilişkim 2004 senesine dayanıyor, öğrenciyken hep fotoğraf üzerine çalışmalar yapardım. Zamanla elbette biraz da mesleğim gereği photoshop konusuna hakim hale geldim. Hedefim mesleğim gereği her zaman kusursuz ama doğal bir görüntüden yanaydı. Elbette bu konuda birikimim iki, üç satırla kısa özet geçilecek birşey değil ama bir kaç tüyo ile merak edilen sonuca nasıl ulaştığımı paylaşacağımın sözünü Doğum fotoğrafçısı nasıl fotoğraf çeker yazımda vermiştim. O yazım aldığım mesajlardan, özel maillerden gördüm ki bir çok kişiye yardımcı olmuştu, dilerim bu yazım aynı şekilde faydalı olur. İşi gözümüzde büyütüp, fotoğrafı aşırı yoracak müdehalelerde bulunmamak gerekir. Elbette öncelikle iyi bir fotoğrafı işlemekle, kötü fotoğrafı işlemek arasında büyük fark vardır. Bu yüzden ilk hedef her zaman iyi fotoğraf çekmek olmalıdır. Fotoğraf öyle bir şey ki, çektim ve oldu diyebiliyor insan. Bu yüzden resim sanatını incelemek, baba ressamların resimlerini, ışığı nasıl kullandıklarını gözlemlemek ve çok fotoğraf izlemek, o fotoğrafa bakıp öncelikle bunu nasıl çekmiş olabilir diye düşünüp sonra ona ne gibi işlemler yapılmışı gözlemlemeli. Bu insanı, fotoğrafı ve ona yapılan müdehaleleri algılamaya itiyor. Yani göz pratiği herşeyden önce geliyor.

3a-raw

Bu işe başladığımdan beri gerek doğum fotoğrafçısı arkadaşlarım gerek fotoğrafla ilgilenen takipçilerimden en çok işittiğim soru ; “O tonu, uçuk pembeliği, maviliği nasıl veriyorsunuz? ” oldu. Hatta kulağıma gelen sevimli dedikodular ; “Çiseren’in photoshop’u çok iyi”  ” o kız çok photoshop yapıyor ama ya” gibi… İşte cevabını bu yazımda açıklamış olacağım. Bir sır değil, aslında öylesine de kolay, öylesine de zahmetsiz =)

Yazının devamı »

Doğum fotoğrafçısı nasıl fotoğraf çeker

Doğum fotoğrafçısı olarak bu alanı denemek isteyenlerin  veya sadece fotoğrafla ilgilenenlerin sorularıyla karşılaşıyoruz  ve  her zaman bu soruları yanıtlamak  mümkün olmuyor, bazen uzun uzun cevap yazdıktan sonra bir satır teşekkür alamamaksa bizleri kırıyor.  Ben de yazmak istedim çünkü artık yeni gelen soruları yanıtsız bırakmaktansa, buyrun tüm sorular burada yanıtlanmıştır diyebileceğim.doğum-anı-3 Yanlış anlaşılmasın eğitim amaçlı bir yazı değildir, nacizane tecrübelerimi merak edenlere aktarmaya çalışacağım. Doğum fotoğrafçısı kimdir, ne yapar, ne yapmalıdır, nerede durmalıdır, nasıl davranmalıdır, nelerin fotoğrafını çekmeli, neleri çekmemelidir , nasıl çekmelidir vs.   Doğum fotoğrafçısı ilk önce varlığını hissettirmemelidir, bu kutsal anı yaşayan insanlara poz vermesi gerektiğini hatırlatmamalıdır. Bu yüzden bana göre flaş asla kullanılmamalıdır. Flaş olayın doğasına aykırıdır, doğallığı bozar, zaten kötü ışıklı bir ortama bir de flaş girdimi evlere şenlik olur, örneğin tungsten ışıkla günışığına yakın renk sıcaklığı veren flaşın birleşimi,  farklı renk ısılarının tatsız karışımına neden olur. Karanlık bir ortamda flaşsız nasıl fotoğraf çekilir diyebilirsiniz, iyi bir ekipman seçilmeli, doğru ayarlarda mum ışığıyla aydınlatılmış gibi loş ortamlarda bile çekim  yapabilecek  teknik donanıma sahip olunmalı. Ben Canon 5D Mark II   5D MKIII kullanıyorum, doğumlarda en sık kullandığım lensim Canon 50mm f1.2 L. Herkesin doğrusu ve bazı alışkanlıkları farklıdır, bu yüzden daha önce tecrübe etmediğiniz, tanımadığınız bir ekipmanla bu anları riske atmayın. Siz yine bildiğinizi yapın. Başkasından duyduğunuz bilgileri ilk kez, geri dönüşü olmayacak önemli bir anda test etmemek gerekir. Herşeyin başı elimizdeki ekipmanı tanımaktır. Doğum fotoğraflarının en büyük zorluğu sürekli coşkun bir nehire kapılırız,  an akar gider, hızlı olmak, doğru kararlar vermek durumundayızdır, doğum anını çekmek güçtür, ışık çok kontrolsüzdür, bir yandan sert ameliyat masası ışığı bebeğin tam doğduğu noktaya vurur, diğer yanda odanın aydınlatması bazen yetersiz olabilir. Ayarlarımızı buna göre seri yapmalıyız. Doğum anından önce ayar yapacak vaktimiz vardır, ancak unutmayın ki bebek doğduktan bir kaç sn. sonra başka bir alana götürülecek, hemen ayarlarınızı güncellemeniz gerek. Bu kontrolsüz ışıkta bebek kömür karası doktor ise ay doğmuş gibi parlar, amacınız doktoru çekmek değildir, önceliğiniz bebek olmalı her zaman. Ayrıca en hassas olduğum konu anenin yarasını çekmemek gerekir, bu ömür boyu bakılacak fotoğraflarda sevimsiz görünecek detaydır, olayın tüm büyüsünü kaçırır, sanki bir kadın doğum kitabında eğitici bir kare gibi olmamalı doğum fotoğrafçısının fotoğrafı, evet belgesel çekimdir ama ameliyat belgeseli değildir, bebeğin belgeselidir bu. Dolasıyla odak noktanızın ne olduğunu belirleyip ve dikkat dağıtacak unsurları göstermemeniz gereklidir,  açınızı buna göre kollayabilirsiniz. Ben her zaman karından çıkarken bebeği çekmeyi tercih etmiyorum, ancak bazen  iyi görünebiliyor, yara izi görünmediği anda bu anı da ölümsüzleştiriyorum.

doğumanıdoğum-anı4

doğum-anıdoğum-anı-1

Yazının devamı »

Büyük Kucaklaşma

Yazıya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Çünkü bu hikayeyle ilgili anlatmak istediğim çok şey var. Öncelikle harika bir aileyle harika bir gün geçirdim, dünyalar tatlısı bir çocuk doktoru sayesinde daha önce yaşamadığım bir heyecanı yaşadım ve çok güzel bir minik kızın en az kendi kadar güzel kardeşini tarifsiz bir heyecanla karşılamasına tanık oldum.

Sabah erken saatlerde International Hospital’a sevgili Özay ailesinin büyük gününü paylaşmaya gittim. Her aile gibi Özay ailesi de çok heyecanlıydı. 9 yaşında dünayalar güzeli Çağla yerinde duramıyordu, güzel yüzünde içimi ısıtan kocaman  gülümsemesi hiç eksik olmadı. Doğuma gitme zamanı gelmişti, heyecan doruktaydı. Çağla bizi gülücüklerle uğurladı. Sonradan öğrendik ki biz asansöre bindikten sonra güzellik gözyaşlarına boğulmuş.

IMG_9639-copysIMG_9648-copys

Yazının devamı »

Google +1
Flickr
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos and videos from ciseren korkut. Make your own badge here.
Etkinlikler