Archive for Şubat, 2010
Rüya’nın Pembe Dünyası
12 şubat 2009 tarihinde çok tatlı, pembiş bir meleğin çok zarif bir pozla dünyaya gelişini görüntülemiştim, çok güzel bir isim koymuşlardı bu güzel meleğe, Rüya…
Rüya benim için çok değerlidir. Babası Ertan ile Dinodream adlı portfolyo sitesinde tanışmıştık. Ertan, creative director (yaratıcı yönetmen) olduğu için fotoğrafa bakışı çok farklı. Bu yüzden daha kendimi yeni yeni tanıtmaya başladığım dönemde işlerimi beğenip, bana güvenmesi benim için çok değerlidir. Güzel eşi Şule ise şık detaylara önem veren çok zarif, zevkli bir kadındır. Doğum çekimimiz çok başarılı ve keyifli geçmişti. Harika bir aile ile çok duygulu bir gün yaşamıştım. Sonuç olarak genç çiftin kendi doğum fotoğraflarını beğenmeleri beni de çok mutlu etmişti.
Bir senelik zaman içerisinde bağlarımız kopmadı. Facebook sağolsun güzel Rüya’nın gelişimini de takip edebildim, onlarda benim yeni bebeklerimi takip ettiler :) Prenses Rüya’nın ilk yaşı için tekrar bir araya geldik, çok keyifliydi. Dünyaya karşı çok duyarlı, herşeyi inceleyen, merak eden, neredeyse konuşmak üzere çok tatlı sesler çıkaran, tey tey yürüyen bir melek olmuş artık Rüya:)
Adına uygun ve kendi gibi güzel, soft fotoğraflar hayal ettim ve gerçekten tıpkı “Rüya” gibi fotoğraflar ortaya çıktı.
Çiseren’in 100. Bebeği
2008 yılında, doğum fotoğraflarının mevcut olanlardan daha duygulu olması gerektiğine inanarak ve bu merakımı yenmek için başladığım doğum fotoğrafçılığına, 1 seneyi aşkın süredir profesyonel olarak devam ediyorum. Duygusal bir kadının bir kere bulaştımı asla kopamayacağı bir iş meslek bu. Toplum nazarında çok daha prestijli olan mesleğinizi bir kenara fırtalatabilirsiniz hiç düşünmeden :)
İşime okulumdan mezun olup özgürlüğümü ilan ettikten sonra 2008 Aralık ayında kendi tasarımım, göz nurum, çok sevilen, beğenilen, sürekli övgüler alan ve şimdiler de pıtrak gibi kötü taklitlerinin türemeye başladığı websitem ile başladım. Websitemi yayına soktuğum aynı hafta hemen emeğimin karşılığını toplamaya başladım. Bana en büyük özgüveni verende bu oldu, hiç çırpınmadan, emeğimi segileyerek bu ülkede karşılık görmeye başlamıştım, hemde bu kadar yeni bir meslekte. O zamandan beri nice güzel ailelerle tanıştım, bir çoğu ile dost olduk, bazen birlikte ağladık, bazen kucaklaştık. Çok şükür hiç kötü anımız olmadı, sevinç gözyaşlarımızdan başka damlalar akmadı gözümüzden. Uzun yıllar tekrar tekrar görüşmek üzere sözleştik… Artık 1. yaşları kutlamaya başladık bile :)
Gel zaman git zaman 100. bebeğime sadece fotoğraf çekip sunarak, işime aşkla sarılarak, başkalarının ne yaptığını umursamadan, onları sinsice gözetlemeden ya da yanaşıp sömürmeye çalışmadan, katkısız, katıksız, desteksiz ulaştım. Ne bir doktorun kapısını çaldım, ne bir hastane kapısını aşındırdım. ( Bir doktor kızı olarak, doktorların kapılarını yersiz yere tıklatan, vakitlerini çalan insanlardan ne kadar irite olduklarını iyi bilirim, en azından bu işlere zaman ayıramayacak değerli hocalar için bu böyledir…)
Kartepe
Geçtiğimiz günlerde İstanbul bembeyaz oldu ancak iş yoğunluğundan çıkıp kartopu oynamak gibi bir şansımız olamadı :( Çekimler arasında imrenerek, biraz da “eve nasıl döneceğim” korkusuyla, ürkerek baktım beyaz sokaklara. Neyse ki hiçbir şey aksamadı, herşey kazasız belasız sonlandı. Karlar eridi ve çocuksu kar neşemiz içimizde kaldı. Ama yılmadık…Burada eridiyse biz kara gideriz diyerek Kartepe’ye gittik.
Kartepe’ye yaklaştıkça umutsuzluğa kapıldık, git git kar çıkmıyordu önümüze, tepeleri aşıyorduk ancak hala serpinti halinde karlar görünüyordu…


Facebook
Flickr
Twitter