Archive for the ‘Doğum Fotoğrafları’ Category
İki normal doğum iki kardeş
04.04.2008 Henüz Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım bölümünde öğrenciyim, bitirme projeme hazırlanmak üzereyim. Meslek olarak düşünmediğim, hobi olarak sürdürdüğüm doğum fotoğraflarıma bir de normal doğum eklemiştim o gün. Sıla dünyaya gelmişti. Çok değişik bir bebekti. Bir sürü bebek gördüm ondan sonra ama onun gibisini hala görmedim. Neyse hikayeyi başa alarak konuya ikinci bir giriş yapacağım.
Sevgilim Murat’ın çok değerli arkadaşı Seda, arkadaşının doğumu olduğunu bir kaç ay öncesinden haber verdi bize , ona güzel bir süpriz yapmak istiyordu. Fotoğraflarımı görmüş çok beğenmiş uygun bir hediye olacağını düşünmüş. Seda öyle zariftir, iyi bir insandır ki arkadaşları için hep ince hediyeler düşünür, her zaman onalara sonuna kadar destek olur. Bu doğum sonrası onu da tanıma şansım oldu, hatta 25 Eylül 2009 da onunda kızının doğumunu çektim yani Seda artık benimde canım arkadaşım =)
Anne adayımız Esen bebeğini normal doğumla bekliyordu ki öyle oldu. Önce gece doğum olmuş diye telefon aldık, çok üzüldüm. Meğerse gece hastaneye gidilmiş sadece =) sonra saat öğlen 12 de doğuracak dendi ki doğruydu. Koşarak binbir aksiliklerle hastaneye gittim. Ben hastaneye vardığımda 11.45 gibiydi. Esen tek başına sancılar içinde kıvranıyordu, eşi bir sigara molasına çıkmış, çok telaşlı aşırı heyecanlıydı. İlk kez yaşanan, yabancı olunan bir süreç. Tabi benim içinde aynı durum söz konusu, ilk kez normal doğuma girecektim, ilk kez acı içinde bir anne adayı görüyordum. Esen’i ilk kez o gün acı çekerken tanıdım, acısına rağmen ara ara gülebiliyordu, kısa kısa sohbet ediyorduk soluklandıkça. Ben bu durumda olsam terör estirirdim herhalde dedim içimden… Acısı git gide artmıştı, doğum anına yaklaşıldı, epidural için yalvardı Esen ama ebe artık epidural verilemeyeceğini, bu aşamada epidural ile doğum yapamayacağını ve bu sancıyı çekmek zorunda olduğunu söyledi. Çok zorlandım, ağlamak istiyordum, karşımda minicik bir kadın kocaman göbeğiyle kıvranıyordu, çok acısı vardı. Ama ben fotoğraflarını çekmek için oradaydım, görevlendirilmiştim, insanların beklentileri vardı, ne yapmalıydım, şaşkındım. Dayanamadım elimi uzattım, sımsıkı tuttu ellerimi, o kadar sıkı tuttu ki eminim farkında değildi. Ama bu temas bana da çok iyi geldi. Orada uzak durmak insanın yapamayacağı bir şey, temas etmek destek olmak istiyorsun. Çok farklı bir psikoloji acı çeken birisine çaresizce bakakalmak.
Doğum saati geldi çattı, gerçektende Dr. Herman İşçi’nin tam dediği satte Sıla dünyaya geldi. Muazzam bir andı, Sıla’yı hemen annesinin kucağına verdiler, annesi bebeğinin üzerindeki kire aldırmadan öyle güzel öptü kokladı ki yavrusunu, işte büyüleyici gerçekten dünyadaki en saf, en özel an! Böyle birşeye şahit olduğum için çok şanslıydım, heyecanlıydım, gözlerim ıslanmıştı, kalbimin hızlı ritmi bedenimi sarsıyordu resmen. Unutamayacağım o güzelliği asla. Sonra odamıza geçtik, Sıla cingöz mü cingöz pek değişik bir kızdı =) Hala daha sitemde durur doğum fotoğrafları çünkü çok özel bir bebekti daha öncede söylediğim gibi. Ne demek istediğimi fotoğraflarına bakınca anlarsınız, herkes bana” ahh o pembe kızla annesi çok güzel” dedi durdu 2 sene boyunca =) Gerçekten harikaydılar.
Aradan neredeyse 1,5 sene geçti, Esen’in ikinci bebeğini beklediği haberini aldım. Yine normal doğum heyecanını bekleyecektik. 14 Haziran’da Esen’in sancısı gelmişti, hastaneye gitmişlerdi gece, kısa sürede epidural takıldı. İkinci doğumlar daha rahat olduğu söylenir ve bebeklerin çok daha hızlı geldikleri söylenir. Bu yüzden ben biraz panik yaptım =) 23.00 gibi hastanedeydim. Herşey güzel gidiyordu başta hızlı takip etti süreç, sonra beklenenden biraz daha yavaşladı bebeğin gelişi ve gitgide artık değişiklik olmamaya başlamıştı. Doktor Herman yardımcılarından gelişmeleri takip ediyordu, o gün 3 tane doğum gerçekleştirmişti zaten. Bir süre sonra başka bir hastası daha hastaneye geldi, erken doğum ve sezaryene alındı. Yani Bizim bebek 4. doğumu olacaktı =) bu doğumdan sonrada başka bir hastanede 5. doğumuna gittiğini öğrendik daha sonraki ziyaretinde. Bekle bekle artık gelişme yoktu, 5 saat hastanede bekledim ama milim oynama yoktu :(( hepimiz yorgunduk, eve gidip gelsem birden sezaryene alırlar diye korkuyordum, çok hızlı normal doğum olmasına ihtimal vermiyorduk, tek korkum sezaryene karar verilmesiydi. Epidural verildi, süreci hızlandırmak için sunni sancı eklendi, suyu patlatıldı, sürekli yürütüldü ama tık yok. Doktorumuza ne olacak diye sorduk bu gidişle sabah kadar gelmez dedi ve biraz istirahat etmeye gitti. Bizde kararsız bir halde ne yapacağımızı düşündük, en sonunda gitme kararı aldım, gelişme olunca haberdar edeceklerdi beni, görünen o ki bebeğin gelmeye niyeti yoktu. Eve gittim aşırı yorgundum, zaten birkaç gündür sürekli çekimlerdeydim o günde yoğundu programım ve perişan halde yatağıma girdim, 1 saat uyusam yeterdi. Gözlerimi kapattım, belki 10dk sızmışımdır, telefonum çaldı, Esen’in ablası koş yetiş, Esen doğuma girdi dedi. Kalktım bi kaç sn kendime gelmek için bakındım , aklım gerçek hayatı algılayınca giyindim ve taksi çağırdım. Kalp atışlarım çok hızlıydı ve dengesizdi, gümbür gümbür bu sefer yorgunluktan sarsıyordu beni kalbim, akşama kadarda o ritim bozukluğu düzelmedi. Hastaneye gittiğimde ne yazık ki doğum anını kaçırmıştım =( saatlerce kıpırdamayan yaramaz 15 dk da gelmişti, herkes şaşkın. Resmen bizimle dalga geçmişti haylaz. 15 Haziran 2010′da Oktay dünyaya gelmişti sağlıkla, bu sefer o ana ben tanık değildim =( Çok üzgündüm kaçırdığım için. Ne kadar belirsiz bir süreç doğum süreci o zaman daha iyi kanaat getirdim ve artık daha korkak davranıyorum saatler öncesinden hastaneye gidip saatlerce doğumu bekliyorum, Oktay’ın doğumu bende paranoyaya neden oldu sanırım =).
Doğumun hemen sonrasında yanlarındaydım. Bebek odası tadilatta olduğu için hastane, hasta odasını bebek odası olarak düzenlemiş geçiçi süreliğine, Oktay’ı görmek için içeri girdiğimde yatakta oturmuş bişeyler okuyan bir hemşire gördüm, oda buz gibiydi sanırım klima 18 dereceye ayarlanmış, Oktay doğum sonrası bebeklerin ısısını muhafaza etmeleri için konulduğu minik küvezin içindeydi ama birazdan oradan çıkarılacak ve çıplak halde aşısıi temizliği, banyosu yapılacak bu soğuk ortamda giydirilecekti. Başka bir hemşire odaya girdi, giydirecekmisiniz diye sordum, aşı yapılırken fotoğraflarını çekemeyeceğimi söyledi, zaten sinirlerim çok gergin birde böyle saçma birşey söylenince iyice sinirlendim, söylediğinin ne kadar saçma olduğunu anlattım ama aileler hoşlanmıyormuş bebeği ağlarken görmekten =) yahu bebeğin işi ağlamaktır ben fotoğraf çekiyorum fotoğrafta aşı yapıldığı, çocuğun acı çektiği ne kadar rahatsız edici görülebilir, video desen neyse.. hem ne saçmalıyorsun önce sen git şu klimanın ısısını arttır çocuk hasta olacak!! Hemşireye bağırdım o sinirle ve kapıyı vurup çıktım. Doğum fotoğrafçısı aman ne keyifli iş deyip geçmeyin ne stresler yaşıyoruz hele ki böyle cahil insanlarla muhatap olmak beni çok yoruyor.
Bu tatsız kısmı atlayıp tekrar güzel bölüme geçelim..
Sıla’ın hastaneye gelişi, kardeşiyle tanışması, annesiyle aynı odada, aynı yatakta bana yine muhteşem pozlar vermesi, kardeşini sevmesi, çok azıcık kıskanması en az Oktay’ın doğum anı kadar önemli ve değerliydi benim için. Sıla hala çok özel bir kız, bıdır bıdır konuşmasıyla insanı kendine çekiyor, kurduğu cümleler, yürüttüğü mantık, dünyayı çok farklı algıladığını gösteriyor. Anlatılmaz yaşanır bir çocuk. Gözleri boncuk boncuk, yine doğduğu gün gibi bilmiş bakışlar savuruyor. Annesinin yanından saniye ayrılmıyor, göbeğinin neden küçüldüğünü anlamaya çalışıyordu. Kardeşini görünce neler olduğunu, bu bebeğin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu. Yumuşacık dokunuşlarıyla minik kardeşini hemencecik sevmeye başladı, nasıl dokunacağını sanki öğretmişler önceden, o kadar nazik ve bilinçliydiki hareketleri. Ufacık kıskançlıkların olmaması mümkün değil başlarda, Sıla el bebek gül bebek büyüdü bu zaman kadar. Ama harika bir abla olacağı kesin, 2 yaşında olmasına rağmen kardeşine bakışı ona dokunuşundan bu çok belli. Her zaman, her insanın bir kardeşi olmalıdır derim, kardeş başkadır, candır. Bu kadar minik kardeşlerin şimdiden bağlandıklarını izlemekse çok keyifli. Her iki doğumda sağlıkla tamamına erdi en önemlisi. Esen dünyaya iki güzel evlat getirdi. Onların rengiyle bu dünya çok daha güzel oldu. Sezgin ailesinin sağlık ve mutluluklarının daim olmasını diliyorum. Acaba 3.de gelir mi? =)
Çiseren’in 100. Bebeği ARAS GÜLLE
Lalehan ile bebeğinin doğum tarihinden bir süre önce iletişime geçmiştik. İlk önce bir arkadaşlarının bebeğinin fotoğraflarıyla tanımışlar beni, doğum sırası Lalehan’a gelince doğum fotoğrafçısı araştırması yaparken tekrar rastlamış bana. Kararı netleşince, tarihi kesinleşince 18 Mart Aras’ın doğum günü için programımda yerini aldı. Internatiol Hospital’da gerçekleşecekti doğum. Hem evime yakın hem de çekim açısından bol ışıklı suit odasını çok sevdiğim bir hastanedir. Keyifle sabah kalkıp hastanenin yolunu tuttum. Lalehan’ın odasına girdiğimde aile yakınlarıyla merhabalaşıp kendimi tanıttım, karşımda bir de genç ve güzel bayan otuyordu, kafamı hasta yatağına uzattım ” Lalehan uzanıyor sanırım” diyerek, ama karşımdaki güzel bayan “Lalehan benim” dedi. Önden bakınca hamile olduğunu zar zor anlayabildiğim güzel kadınmış meğerse az sonra doğum yapacak olan =) Doğum saatine kadar son göbekli fotoğraflarımızı çektik, son gergin, geçmek bilmeyen dakikalar derken nihayet ameliyathaneye indik ve epidural sezaryen ile Aras 18.03.2010 saat 12:52′de nur topu gibi dünyaya geldi, ilk muayneleri sonrasında anne-babasının kollarına verildi.
Anneciği Lalehan’ın koyu yeşil, güzel gözleri nemlenmiş, kızarmış ama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle limon sarısı saçlı meleğini kucakladı. Yine gözleri yaşlı eşi, gururlu baba Servet de güzel eşi ve 2. meleğini koruyucu kimliğiyle kavramıştı. İşte en sevdiğim an, bebek ile anne-babasının ilk teması… ilk öpücükler.. ilk koklaşmalar…birlikte akıtılan ilk mutluluk gözyaşları…kulağına fısıldanan ilk kelimeler “oğlum, canım, hoşgeldin…”


Aras’ın 100. bebek olduğunu henüz ben de bilmiyordum, ama güneşli, çok güzel bir günde, harika bir aileye geldiği için çok şanslı olduğunu düşünüyordum. İlk bakımları yapıldıktan sonra annesi gelinceye kadar bebek bakım odasında bekledi Aras. Annesi gelince odasına ilk sütünü emmesi için tekrar annesinin kucağına verildi. Karnı doyduktan sonra babasının kopyası, minik abi Hazar geldi, henüz bir kardeşi olduğunun pek farkında değil. Onun için kardeş demek annesinin göbeğindeki şişlikti =) şimdiyse o şişlik gitmiş yerine annesinin kucağında oyuncak gibi bir bebek gelmişti. Hazar tüm tatlılığıyla kardeşinin ona getirdiği oyuncak süpürge ile odayı temizledi.


Çekim programımı tamamladıktan sonra bu hoş sohbetli, kalite ailenin iznini isteyerek, vedalaşıp evime döndüm. Aras’ın özel sayfasını hazırladım. Aras’ın 100. bebeğim olduğunu birkaç gün sonra ki sayımda farkettim =) Çok sevindim çünkü en çok sevdiğim çekimlerimden bir tanesiydi. Kış günlerinden, karanlık ışık almayan hastane odalarından sonra günün gerçekten aydın olduğu, ışıltılı bir çekimdi.
Aileye sürpriz yapmak istedim, 100. bebeğin ismini henüz ilan etmemiştim. Ancak hediyemi hazırlamam yoğun iş temposunun arasında pek hızlı olmadı ve sonunda Lalehan’dan beklenen telefon geldi. Fotoğraflarına kavuşmak istiyorlardı artık, süprizi bozmak zorunda kaldım. Gecikmenin sebebinin açıkladım. Sabrı için Lalehan’a çok teşekkür ediyorum. Bu güzel habere çok sevindi elbette.
Bugün Çiseren’in 100 bebeğine 25×38cm fotoğraf baskısı için özel tasarlanan el yapımı çerçevesi kargo ile geç de olsa elime ulaştı. Acemi şoför halimle atladım arabama paketi teslim etmek üzere Ataköy’den Yeşilyurt’a gittim. Tabi eski Yeşilköy’lü oluşuma güvenerek, yoksa acemi halimle hem araba kullanıp hem adres bulmak ve sonra park yeri aramak benim neyime.. Neyse ki paketi sağ sağlim elden teslim edebildim. Aras 3 haftasını doldurmuş , güzelliğine güzellik katmış etrafına meraklı bakışlar atıyor, abisi Hazar ona öpücükler konduruyordu. Çok sevmek istedim ama henüz yeni mamasını yemişti midesi şişti. Zaten daha sevmek için çok şansım olacak =) Aras’ın 1 yaşına kadar ailesi ne zaman isterse bebek çekimi hediyesi de var. Lalehan biraz büyüsün öyle çekelim dedi, ama ben bu halini kaçırmayı hiç istemiyorum, bu yüzden 2 hafta sonra tekrar misafirleri olacağım. Eh 100. bebek olmak kolay değil, bol bol poz istiyorum.
Sevgili Gülle ailesini tanımak, birlikte çalışmak çok büyük bir keyifti. Umarım uzun yıllar mutluluklarını paylaşacağım ailelerim arasında olurlar.
Güzel aileye uzun, sağlıklı, mutlu ömürler, çatısı altından kahkaha sesleri eksik olmayan sıcacık bir yuva dilerim…
Çiseren’in 100. Bebeği
2008 yılında, doğum fotoğraflarının mevcut olanlardan daha duygulu olması gerektiğine inanarak ve bu merakımı yenmek için başladığım doğum fotoğrafçılığına, 1 seneyi aşkın süredir profesyonel olarak devam ediyorum. Duygusal bir kadının bir kere bulaştımı asla kopamayacağı bir iş meslek bu. Toplum nazarında çok daha prestijli olan mesleğinizi bir kenara fırtalatabilirsiniz hiç düşünmeden :)
İşime okulumdan mezun olup özgürlüğümü ilan ettikten sonra 2008 Aralık ayında kendi tasarımım, göz nurum, çok sevilen, beğenilen, sürekli övgüler alan ve şimdiler de pıtrak gibi kötü taklitlerinin türemeye başladığı websitem ile başladım. Websitemi yayına soktuğum aynı hafta hemen emeğimin karşılığını toplamaya başladım. Bana en büyük özgüveni verende bu oldu, hiç çırpınmadan, emeğimi segileyerek bu ülkede karşılık görmeye başlamıştım, hemde bu kadar yeni bir meslekte. O zamandan beri nice güzel ailelerle tanıştım, bir çoğu ile dost olduk, bazen birlikte ağladık, bazen kucaklaştık. Çok şükür hiç kötü anımız olmadı, sevinç gözyaşlarımızdan başka damlalar akmadı gözümüzden. Uzun yıllar tekrar tekrar görüşmek üzere sözleştik… Artık 1. yaşları kutlamaya başladık bile :)
Gel zaman git zaman 100. bebeğime sadece fotoğraf çekip sunarak, işime aşkla sarılarak, başkalarının ne yaptığını umursamadan, onları sinsice gözetlemeden ya da yanaşıp sömürmeye çalışmadan, katkısız, katıksız, desteksiz ulaştım. Ne bir doktorun kapısını çaldım, ne bir hastane kapısını aşındırdım. ( Bir doktor kızı olarak, doktorların kapılarını yersiz yere tıklatan, vakitlerini çalan insanlardan ne kadar irite olduklarını iyi bilirim, en azından bu işlere zaman ayıramayacak değerli hocalar için bu böyledir…)
Çiseren’in Bebekleri, aileleri ile bütün olup sadece onların yaşadıkları tarifsiz sevinçlerden, duygulardan ilham aldı. Eminim ki önümüzde ki bir sene içerisinde bu sayı katlanarak çoğalacak, nice tatlı bebişlerim olacak, nice güzel insanlar tanıyacağım. İnşallah hep sağlıkla, hep mutluluk gözyaşlarıyla…
100. bebek kim olacak heyecanla bekliyorum, ona güzel süprizlerim, minik hediyelerim olacak. Fotoğraflarını buradan elbette herkes görecek. Haksız rekabet olmaması için 100′e kaç kaldığını söylemiyorum :P Ama çok az kaldı…
“Çiseren’in 100. Bebeği” şansıyla, sağlığıyla, bereketiyle hoş gelsin…
Doğumunu çektiğim ilk bebeğim Alper 9 aylıkken benimle verdiği pozu.
İlk Öpücük
Bu sefer bir şey anlatmayacağım, sözü doğum fotoğrafçısı olarak sürekli tanık olduğum, insan ömründe ki en en değerli saniyelere, anne ve bebeğin ilk buluşmasına bırakacağım. O an dünya sonsuza kadar sürecek olan bu aşkın etrafında döner. Bazen anneler minik meleklerini öper, bazen de minik melekler annelerine minicik dudaklarıyla öpücükler kondurur. İzlemeye doyum olmaz… (Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz.)


















![[del.icio.us]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/delicious.png)
![[Facebook]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/facebook.png)
![[MySpace]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/myspace.png)
![[StumbleUpon]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/stumbleupon.png)
![[Twitter]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/twitter.png)






















Facebook
Flickr
Twitter