Bahar geldi, hoş geldi…
Cemre çoktan havaya, suya , toprağa düşmüş… Dışarıda kuşlar cicikliyor, dallar çiçeklenmiş, günler uzamış, güneş artık ısıtıyor. Bense “ahh ahh” diye bakıyorum camdan dışarı sonra gözler şaşı olmuş şekilde dönüyorum bilgisayar ekranına. Kıştan beri 1-2 kere gün yüzü görmüş, hep hava karanlıkken gezmiş, ne çok bunalmış, bıkmışım kapalı ortamlardan. Zaten sevmem ya karanlığı. 22 Nisan perşembe evde şişkin fotoğraf klasörleri beni beklerken, rutin işleri halletmek üzere dışarı çıktım hem de gündüz vakti. Dışarıya atmışken kendimi Murat‘la bu kez yarasalık yapmayalım güneş görelim dedik.
Aldı götürdü beni Fenerbahçe Parkı’na, bol bol ters ışık fotoğraflar çekti =) Hava harikaydı, ağaçlar çiçekler, parkın yeni sakinleri ördekler , tavşanlar…
Bu kadar sevimli yaratıkları bir arada görünce insanı neşe kaplıyor, ben biraz fazlaca neşelenmiş olacağım ki hızımı alamayıp ördekleri kovaladım. Şehir insanı ne yapsın işte böyle şaşırıyor kediden başka hayvan görünce.
Günün sonunda bol bol temiz hava aldık, bol bol güzel fotoğraflar çektik. Tabi böyle fotoğraflar çekeceğimizi bilseydim zatüre olma pahasına incecik ipek elbise giymeyi tercih ederdim. Artık ileride bu çekimi mutlaka uçuşuk bir elbiseyle ve saçlarım fönlü olarak tekrarlamak istiyorum. Önümüzde ki günlerde yapacağım çekimler için başarılı bir test çekimi yapmış olduk ayrıca.
Şimdi İstanbul’da ki tüm parklar böyle güzel ve neşeli. Alın çocuğunuzu, yoksa sevgilinizi , o da yoksa arkadaşınızı, o da yoksa kendinizi ve yeşile doğru yürüyürün, biraz çimlere uzanın. Sırtınızda bir şal, elinizde bir fincan çay ohh işte biraz huzur. Hem şehirden hiç uzaklaşmadan, hem de şehirin kaosundan oldukça uzaklaşarak huzurlu bir, iki saat geçiriverin.
Ben “aaa bahar gelmiş” derken ertesi gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız da, Bahar adında bir meleğin doğumunu çektim. Bahar, pilot dedesiyle aynı gün doğdu, yine o gün sivil havacılıktan emekli olan dedesine ve muhteşem ailesine en büyük, en güzel hediye oldu. İşte gördüğünüz gibi benim için Bahar yeni geldi, hoş geldi =))
Fotoğraflar : Murat Koç – Çiseren Korkut
Ezgi’nin Günlüğü

Gülçin Hanım ile Ezgi’nin doğumuna henüz aylar varken mailleşmiş, doğumda birlikte olmak üzere sözleşmiştik. Heyecanla tarihin yaklaşmasını bekliyorduk. Ezgi bir hayli erkenci davranarak, anne karnında ki serüvenine son vermeye karar vermiş, henüz 6 aylıkken doğum yoluna girmişti. Ezgi’nin doğduğunu bir süre sonra Amerikan Hastanesi’nde ki bebek yoğun bakım hemşiresi güzel arkadaşım Şirin’den öğrendim. Hastanenin diğer yoğun bakım hemşireleri gibi Şirin’in de Ezgi’nin üzerinde büyük emeği olmuş. Şirin beni durumdan haber ettikten sonra hastanede çekimim olduğu bir gün Gülçin’le ayaküstü sohbet etme fırsatı yakaladık, tanıştık. Her gün hastaneye kızına bakmaya, beslemeye gidiyordu Gülçin. Ezgi biraz daha büyüyünce evlerin de çekim yapmak üzere yeniden sözleştik. Gülçin’in enerjisi harikaydı, sevinçli, tüm yorgunluğuna rağmen oldukça heyecanlı görünüyordu. Çünkü artık prematüre doğan minik Ezgi hayata sımsıkı tutunmuş, tüm üzüntülü, telaşlı geçen günleri biraz daha geride bırakmıştı. Doktorları yakın zamanda evlerine gidebileceklerini müjdelemişti. 46 günlük yoğun bakımdan sonra artık yuvasına dönebilecekti. Bir anne için daha güzel ne olabilir ki. Tabi bu hikayenin benim yaşadığım tarafıydı. Damla gözyaşına tanık olmadım, hiç mutsuz bir sesle karşılaşmadım. Geçtiğimiz haftalarda Gülçin beni tekrar aradı ve artık doktorlarının eve misafir kabul etmelerine izin verdiğinin müjdesini iletti, 18 Nisan’da Ezgi’nin fotoğraflarını çekebilmem için evlerine ilk davetli ben oldum =) Gittiğimde güleryüzlü bir çift beni karşıladı. Baba Selçuk Bey, Ezgi’yi bir saniye olsun göğsünden ayırmıyor, öpmeye doyamıyordu meleğini. Ezgi’nin en huzurlu olduğu yer anne-babasının göğüsü. Anne karnında alışık olduğu sıcak kalp atışlarını dinlemek en güzel ninni onun için.
Her bebekli evde bir neşe hakimdir, yüzler güler, herkes mutludur. Ama Ünver ailesinin evinde şimdiye kadar tanık olduğumdan çok farklı bir sevinç vardı. Ezgi aile için kocaman bir lütuf, sevmeye kıyılamıyordu. Bu evde başka bir aşk, başka bir mutluluk vardı. Ezgi sadece 1.250 gr dünyaya gelmiş, o kadar minikmiş ki , kürdan kadarmış parmakları. Gülçin doğduğu zaman bebeğini görememiş bu da büyük telaş yaşatmış ona. Ezgi’nin şuan 3 aylık, aslında hala anne karnında olması, 5 Mayıs gibi doğması bekleniyordu. Ne büyük korkular yaşamışlar. Doktorlarının, hemşirelerin çabalarıyla, özverisiyle, sevenlerinin dualarıyla Ezgi hayata sımsıkı bağlanmış, şimdi çok kuvvetli bir melek, harika sesler çıkartıyor, her göz kırpışı, her nefes alışı şenlik yaratıyor =)
İşte benim yaşadığım tarafı buydu Ezgi’nin hikayesinde. Gözlerinin içi gülen yüzler, sevinçli, huzurlu sesler, kocaman bir “ohh!” çekiş… Gülçin yaşadıklarını anlatırken tüylerim diken diken dinledim ve artık onların mutluluğuna ortak olmanın ne kadar kıymetli olduğunu farkettim. Her aile ile başka bir sevince ortak oluyorum ama Ünver ailesinin sevinci çok farklıydı benim için. Allah güzel kızlarıyla uzun uzun, güzel ömürler nasip etsin sevgili aileye. Yuvalarından aşk, bebek kokusu hiç eksik olmasın =))
Çiseren’in 100. Bebeği ARAS GÜLLE
Lalehan ile bebeğinin doğum tarihinden bir süre önce iletişime geçmiştik. İlk önce bir arkadaşlarının bebeğinin fotoğraflarıyla tanımışlar beni, doğum sırası Lalehan’a gelince doğum fotoğrafçısı araştırması yaparken tekrar rastlamış bana. Kararı netleşince, tarihi kesinleşince 18 Mart Aras’ın doğum günü için programımda yerini aldı. Internatiol Hospital’da gerçekleşecekti doğum. Hem evime yakın hem de çekim açısından bol ışıklı suit odasını çok sevdiğim bir hastanedir. Keyifle sabah kalkıp hastanenin yolunu tuttum. Lalehan’ın odasına girdiğimde aile yakınlarıyla merhabalaşıp kendimi tanıttım, karşımda bir de genç ve güzel bayan otuyordu, kafamı hasta yatağına uzattım ” Lalehan uzanıyor sanırım” diyerek, ama karşımdaki güzel bayan “Lalehan benim” dedi. Önden bakınca hamile olduğunu zar zor anlayabildiğim güzel kadınmış meğerse az sonra doğum yapacak olan =) Doğum saatine kadar son göbekli fotoğraflarımızı çektik, son gergin, geçmek bilmeyen dakikalar derken nihayet ameliyathaneye indik ve epidural sezaryen ile Aras 18.03.2010 saat 12:52′de nur topu gibi dünyaya geldi, ilk muayneleri sonrasında anne-babasının kollarına verildi.
Anneciği Lalehan’ın koyu yeşil, güzel gözleri nemlenmiş, kızarmış ama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle limon sarısı saçlı meleğini kucakladı. Yine gözleri yaşlı eşi, gururlu baba Servet de güzel eşi ve 2. meleğini koruyucu kimliğiyle kavramıştı. İşte en sevdiğim an, bebek ile anne-babasının ilk teması… ilk öpücükler.. ilk koklaşmalar…birlikte akıtılan ilk mutluluk gözyaşları…kulağına fısıldanan ilk kelimeler “oğlum, canım, hoşgeldin…”


Aras’ın 100. bebek olduğunu henüz ben de bilmiyordum, ama güneşli, çok güzel bir günde, harika bir aileye geldiği için çok şanslı olduğunu düşünüyordum. İlk bakımları yapıldıktan sonra annesi gelinceye kadar bebek bakım odasında bekledi Aras. Annesi gelince odasına ilk sütünü emmesi için tekrar annesinin kucağına verildi. Karnı doyduktan sonra babasının kopyası, minik abi Hazar geldi, henüz bir kardeşi olduğunun pek farkında değil. Onun için kardeş demek annesinin göbeğindeki şişlikti =) şimdiyse o şişlik gitmiş yerine annesinin kucağında oyuncak gibi bir bebek gelmişti. Hazar tüm tatlılığıyla kardeşinin ona getirdiği oyuncak süpürge ile odayı temizledi.


Çekim programımı tamamladıktan sonra bu hoş sohbetli, kalite ailenin iznini isteyerek, vedalaşıp evime döndüm. Aras’ın özel sayfasını hazırladım. Aras’ın 100. bebeğim olduğunu birkaç gün sonra ki sayımda farkettim =) Çok sevindim çünkü en çok sevdiğim çekimlerimden bir tanesiydi. Kış günlerinden, karanlık ışık almayan hastane odalarından sonra günün gerçekten aydın olduğu, ışıltılı bir çekimdi.
Aileye sürpriz yapmak istedim, 100. bebeğin ismini henüz ilan etmemiştim. Ancak hediyemi hazırlamam yoğun iş temposunun arasında pek hızlı olmadı ve sonunda Lalehan’dan beklenen telefon geldi. Fotoğraflarına kavuşmak istiyorlardı artık, süprizi bozmak zorunda kaldım. Gecikmenin sebebinin açıkladım. Sabrı için Lalehan’a çok teşekkür ediyorum. Bu güzel habere çok sevindi elbette.
Bugün Çiseren’in 100 bebeğine 25×38cm fotoğraf baskısı için özel tasarlanan el yapımı çerçevesi kargo ile geç de olsa elime ulaştı. Acemi şoför halimle atladım arabama paketi teslim etmek üzere Ataköy’den Yeşilyurt’a gittim. Tabi eski Yeşilköy’lü oluşuma güvenerek, yoksa acemi halimle hem araba kullanıp hem adres bulmak ve sonra park yeri aramak benim neyime.. Neyse ki paketi sağ sağlim elden teslim edebildim. Aras 3 haftasını doldurmuş , güzelliğine güzellik katmış etrafına meraklı bakışlar atıyor, abisi Hazar ona öpücükler konduruyordu. Çok sevmek istedim ama henüz yeni mamasını yemişti midesi şişti. Zaten daha sevmek için çok şansım olacak =) Aras’ın 1 yaşına kadar ailesi ne zaman isterse bebek çekimi hediyesi de var. Lalehan biraz büyüsün öyle çekelim dedi, ama ben bu halini kaçırmayı hiç istemiyorum, bu yüzden 2 hafta sonra tekrar misafirleri olacağım. Eh 100. bebek olmak kolay değil, bol bol poz istiyorum.
Sevgili Gülle ailesini tanımak, birlikte çalışmak çok büyük bir keyifti. Umarım uzun yıllar mutluluklarını paylaşacağım ailelerim arasında olurlar.
Güzel aileye uzun, sağlıklı, mutlu ömürler, çatısı altından kahkaha sesleri eksik olmayan sıcacık bir yuva dilerim…
Çılgın martılar
Sık sık Sirkeci’ye fotoğraf baskısı almaya gidiyorum ve gitmişken Eminönü’nde ev için biraz alışveriş yapıyorum. Namlı’dan bolca zar gibi dilimlenmiş lokum pastırma, dil peyniri, beyaz peynir, eski kaşar, keçi peyniri, organik kuru kayısı vs… Hemen tüketmeyeceğimiz ürünleri vakumlatıp koca paketimle oradan çıkıp Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’na uğrayıp taze kakao ve türk kahvesi müptelası annem için taze çekilmiş kahve alıp yola koyuluyorum. İşte ben bu rutini yaşarken, o civarlarda belki çok sık rastlanan ama benim görmeye hiç alışık olmadığım bir sahneyle karşılaştım. 6 yaşında çocuk iriliğinde bir sürü martı, kasap ve balıkçıların fırlattığı artıkları işte böyle kardeş kardeş paylaştılar… Önceleri yaklaşmaya korktum ama sonra tam tepelerinden yakın çekmeyi başardım. National Geographic kalitesindeki videomu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim :)
Tinay Dinçkan Tasarım Atölyesi
Tinay Dinçkan ismini doğum fotoğrafçılığına başladığımdan bu yana sürekli ve çok farklı yerlerden duydum. Herkes kendisinden övgüyle bahsediyor, tasarımlarına hayran kalıyordu. Albüm arayışları içindeyken bende internette ufak bir araştırma yapmış ve web adresine ulaşmıştım. Bir gün tekrar incelemek üzere adresi kaydettikten sonra tesadüfen Tinay Hanım’dan bir mail almıştım :) Beni atöylesine, işlerini görmeye davet eden sıcak bir mail. Kısa süre sonra atölyesine uğrayıp tanışma fırsatı buldum Tinay Hanım’la. Karşımda son derece ilgili, bilgili, zevkli ve zarif bir kadın vardı. Tüm tasarımlarına, ürettiklerine hayran kalarak uzun bir sohbetten sonra atöylesinden ayrıldım. Heyecanla ne yapabilirizi düşünürken en sonunda denizde çok açılmamaya karar vererek, Çiseren’in Bebekleri’ne yakışacak, websitem ve diğer tasarımlarımla uyum sağlayacak, yine baktığımızda Çiseren’in Bebeği bu diyebileceğimiz albümler yapmaya karar verdik.. Websitemde kullandığım görsellerimden iki tanesinde karar kıldık (kundak bebeğim ve poster-cd-ecard tasarımlarımda kullandığım bulutlarım) Sade, uçuşuk, pastel ve çok bebiş bir albüm olacaktı.
Görselleri Tinay Hanım’a ilettiğimde, albümü sadece benim için tasarlayacağına söz verdi. Sizde kendinize özel albümler, defterler tasarlayabilirsiniz. Tinay Hanım bu konuda oldukça hassas, sizin için tasarladıklarını, ne kadar ısrar ederlerse etsinler başka kimse için yapmıyor, kendisine bu konuda güvenebilirsiniz. Bu yüzden Çiseren’in Bebekleri albümü çok beğenirseniz ve isterseniz boşuna rica etmeyin :) Zaten o kadar üretken bir tasarımcı ki, tüm tasarımları birbirinden güzel, insan ne seçeceğine karar veremiyor. Ben seçim kısmını bu şekilde ucuz atlattım :) Sonuçta bana özel bir albüm olmak zorundaydı çünkü Çiseren’in Bebekleri’nin oturmuş bir görsel bütünlüğü var. Ama hangisi en güzel, onu seçeyim derseniz ki diyeceksiniz o zaman yandınız.. Çünkü Tinay Dinçkan‘ın tasarım denizine bir kere açıldınız mı karayı bulmanız çok zordur :)) Sonuç olarak iki tasarımcı başbaşa verip, uzun ve keyifli sohbetler yaparak tam da hayalimdeki gibi çok tatlı, soft albümler ortaya koyduk.
Düğün albümü içinse, hazır bir düğün albümünü görünce aşık oldum :) Bu sefer bana özel bir şey olmasına gerek yoktu, çünkü sanki o albümü benim çekimlerim için tasarlamıştı. Düğün çekimlerim de tamamen o günün zerafetine, şıklığına yönelik şık ve zarif çekimler yapıyorum. Tinay Hanım’ın hazırladığı albüm ise gerçekten düğünün şıklığını, gelinin zerafetini, saflığını tarif eden bir albüm. Tüm düğünlerimde özel bir talep olmadığı sürece pudra rengi güllü albümleri hazırlıyoruz.
Tabi Tinay Hanım’ın atölyesine gitmişken başka şeyler beğenmeden çıkmak mümkün değil. Tasarladığı bir yemek defterini görünce bayılmıştım, anneme hediye etmek üzere bir tane de benim için tasarlayacaktı Tinay Hanım, gel zaman git zaman hep sarktı bu planımız, bir türlü elinde ki materyalleri görmek için uğrayamadım ama en sonunda fırsatı yarattık, tasarımı kararlaştırdık, bir tanede pasta tasarımcısı, ellerinden bal damlayan arkadaşım İlker için hazırladı, pasta tasarımcısı olduğu için İlker için daha renkli ve cupcake’li bir tasarım hazırladı Tinay Hanım. (İlker’in defteri henüz süpriz olduğu için şimdilik resmini koymuyorum). Her zamanki gibi bu defterlerde çok güzel oldular. Özellikle tasarımlarında ki küçük ayrıntılar çok keyif verici, mesela annem için tasarladığı defterde rafta ki mercimek taneleri ve defter ayracında kullandığı minik sütlük içinde ki pirinç taneleri gibi…
Tinay Hanım sonsuz yaratıcılığa sahip bir tasarımcı, her türlü hayalinizi karşılayacak çözümler üretebiliyor. Albüm, anı defteri, tarif defteri, davetiye, hediyelik eşyalar, doğum günü süslemeleri gibi tasarımlarının yanı sıra AVM gibi dev mekanlar için de özel süslemeler yapıyor. Bu yüzden özel günleriniz için, değişik hediye arayışına girdiğinizde atölyesine uğramanızı tavsiye ederim.
Sıcak sohbeti, güler yüzü için iş dışında da herzaman uğramak istediğim Tinay Hanım ve ekibine buradan da teşekkürler ediyorum, ellerinize sağlık !
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYABİLİRSİNİZ…
Kozmetik Alışverişi
Yakınlarım ne denli kozmetikolik bir kız olduğumu iyi bilirler. Öyle boyafıçısı gibi sürünüp kendini sokağa atanlardan değilim. Her zaman hafif, mümkün olduğunca sade makyajı seviyorum. İtiraf etmeliyim ki aldığım çoğu ürünü ambalajı için seçiyorum. Ama işime yaramayacak şeylere de elimi sürmüyorum. Mesela asla fondöten kullanmıyorum, bunu bile bile fondöten almıyorum :D ne kadar akıllı bir tüketici olduğum buradan anlaşılabilir.
Peki hanımlar servet harcadığımız kozmetiklerimizi nereden temin ediyoruz? Ben genellikle Sevil Parfümeri’den alışverişlerimi yapıyorum içeri girdiğim de kendimi kaybedebiliyorum eh fiyatları da nispeten uygun. Diğer bir kozmetik temin kapısı olarak yurtdışına çıkıyorsam freeshoptan ya da annem babam gidiyorsa sipariş listemi veriyordum. Ama şimdilerde tekstil, teknoloji derken internet alışverişi çılgınlığıma bir kozmetikçi ekledim, strawberrynet.com. Uzun zamandır bildiğim bir siteydi ancak ne kadar güvenilir ya da ürünler sağ salim elime ulaşır mı bilmiyordum. Denemeden bilemeyiz..Etraftan olumlu yorumlar duyunca çekinmeden öğrenmek için denedim. 2009 sonbaharından beri sürekli olmak üzere bu siteden alışveriş yapıyorum, evime paketler tıkır tıkır aksamadan geliyor :) Hemde hediye paketiyle, cici bici, kız kız…
Genellikle siparişi verdikten birkaç saat içinde ürünleriniz paketlenip kargolanıyor ve 1 haftada ayağınıza geliyor, (1 kere 2 haftayı bulmuştu, gecikirse panik yapmayınız) Ödemenizi Paypal üzerinden veya sanal kartınızla yapabilirsiniz elbette ki sınırınızı aşmadan :) 100Euro yu aşacak kadar çok sipariş vermemenizi tavsiye ederim, gümrüğe takılma riski oluyor, takılırsa Topkapı’ya gidip almanız gerekecektir. 100Euro altında sipariş vermekten de çekinmeyin, zaten bu sitede shipping ücreti yok, tek tek bile ürün söylemeniz mümkün. Paketler gelince açıp o kozmetikleri koklamanın hazzı paha biçilemez… Sevdiklerinize de bir kaç ufak hediye sipariş etmeniz de harika olur.
İnternette insan ipin ucunu kaçırabiliyor alışveriş yaparken, bu yüzden denemediğiniz ya da bilmediğiniz ürünleri almanızı tavisiye etmiyorum, arada benim aldığım gibi kullanmayacağınız kobay ürünler olmasın.
Bir de bu sitede her ürünü bulmak mümkün değil. Ama bulduğunuz kadarı sizi tatmin edecektir Paketiniz kapınıza gelince hemen diğer göz koyduğunuz ürünleri sipariş etmek isteyeceksiniz, size çok keyif verecek ama eşiniz ya da babanızı kızdırabilir dikkatli olun.
O halde strawberrynet.com dan sapa sağlam gelen kozmetiklerime bir göz atalım. Merak ettiğiniz ürünler varsa hakkında ki yorumlarımı da aşağıda takip edebilirsiniz.

1- ESTEE LAUDER – TOM FORD – St.Trope Nude 06 – Bol simli, şeffaf bir ruj, muntazam uygularsanız hoş ama normal sürüşte simler düzgün yayılmıyor. (tavsiye etmem)
2- GIVENCHY – Pretty Rose 08 – Partıltısız, mat ama ıslak bir görünüm sağlayan harika bir ruj, gül kurusu gibi koyu pembe renginde, ambalajı çok şık (tavsiye ederim)
3- LANCASTER – Glamour gloss – Kaybetttiğim eski glossumun aynısı sanarak aldım, değilmiş ama güzel, parılparıl simli açık pembe gloss. (tavsiye ederim)
4- DIOR – Creme De Gloss 225- Bugün geldi :) harika bir gloss, şeftalimsi açık pembe ışıl ışıl nefis.. (kesinlikle tavsiye derim)
5- DIOR – Hollywood Pink 264 – Parıltılı olmasına rağmen çok doğal bir rujdur. (kesinlikle tavsiye ederim)
6- GIVENCHY – Feeling Pink 205 – Yoğun hafif fosforik bir pembe, çok güzel. (tavisye ederim)
7- Bobby Brown – Creamy Lip color -Blush Pink – Oldukça doğal dudağınızı 1-2 ton koyulaştırıyor. (tavsiye ederim)
8- GUERLAIN – Ombre Eclat Base Paupiers Eye Primer – Göz hassasiyetimden ötürü concealer kullanamıyorum, fırçayla göz kapaklarına uygulanan, mor hareli göz çevresine uygulanabilecek, makyaj altı kullanımı için (kesinlikle tavsiye ederim)
9- ESTEE LAUDER – Pure color- Fuscia Cube – Oldukça yoğun fuşya göz farı, harika (kesinlikle tavsiye derim)
10- ESTEE LAUDER -Pure Pops creme eyeshadow – Altın parıltısı için parmağınızla uygalaybilirsiniz, tüpte (fena değil)
11- GUERLAIN – Mascara -Noir 2 Noir- Dünyanın en güzel mascarası =) takma kirpik efekti verir (kesinlikle tavsiye ederim)
12- GUERLAIN – Eyebrow definition pencil – Harika bir kalem ama benim gri kaşlarım için biraz kahverengi, yine de kullanıyorum (tavsiye ederim)
13- DIOR – Crayon Khol – magenta brown – Biraz yağlı yumuşak (tavsiye etmem)
14-YVES SAINT LAURENT – Easy Liner for eyes – Basma boyasını çıakrma derdi olmadan kolay uygulanacak ama yeterince yoğun olmayan eyeliner ( tavsiye ederim)
15- LANCOME – Desir 001 – Gül kurusu, haki yeşil, eflatun tonlarıyla soft dokulu (kesinlikle tavsiye ederim)
16- DIOR – Eyeshadow- 140 Twilight – Llavicert,siyah, mavi gri tonlarıyla tam gece makyajı için, yumuşak geçişlere uygun ipeksi dokusu. Esmer, sarışın, kızılşın herkese yakışır. (kesinlikle tavsiye ederim)
17-LANCOME – Petite fleur d’occident 307 – bu markanın tüm göz farlarını ipek gibi, simleri incecik, yumuşacık ama kalıcıdır (kesinlikle tavsiye ederim)
18-SHISEIDO – Benefiance Extra Smooth Compact – Ochre – Fondöten sevmeyenlerin rahatlıkla kullanabileceği çok iyi kapatıcı, yüzünüz nefes alabiliyor, yağlanmıyor. (kesinlikle tavsiye ederim)
19- GUERLAIN – Terracotta no:3 – Annemden yürüterek ilk makyaj yapmaya başladığım zamanlardan beri vazgeçemediğim pudram (kesinlikle tavsiye ederim)
20- GUERLAIN -Poudre presse – beige 03 – Hiç beğenmedim, kapatıcı değil, shiseido nun pudrası yanında 0 ama güzel kokuyor (tavsiye etmem)
21- CLINIQUE - all about eyes rich – Artık göz çevresi bakımına başlamam gerek diyerek aldığım ama çok hassas gözlerime sürünce aşırı uyku, yorgunluk veren hatta gözlerimi şişiren bakım kremi. Umarım genlerim ve yazın sürdüğüm 50faktör koruyucularım beni korumaya devam eder çünkü göz çevreme kremimsi şeyler süremiyorum. (yorum yok)
22- CLINIQUE – moisturizing gel- Cilt bakım ürümlerimin hepsi bu markadandır, 3 aşamalı bakım setimi hep taze tutarım. Sabunu, toniği ve nemlendiricisi.. Düzenli kullanımda siyah noktasız, mermer gibi bir cildiniz olacaktır. (kesinlikle tavsiye ederim)
Doğum Fotoğrafları
Mesleğimin en heyecanlı, telafisi mümkün olmayan, en eşsiz anlarında sıra… Aldığı ilk nefesiyle, ilk kez sesini dünyaya duyurduğu, anne ve babasını o iç eriten ağlamasıyla farklı bir boyuta taşıdığı andır o an. En sevdiğim doğum anlarından ne kadar elemeye çalışsam da çok başarılı olamadım. Bu kadar çok fotoğraflı blog olur mu demeyin, bir sürü güzel bebeğiniz ve fotoğrafınız olunca böyle oluyor. Sözü çok uzatmadan fotoğraflarıma bırakıyorum. (Fotoğrafların üzerine tıklarsanız daha büyük görebilirsiniz)
Rüya’nın Pembe Dünyası
12 şubat 2009 tarihinde çok tatlı, pembiş bir meleğin çok zarif bir pozla dünyaya gelişini görüntülemiştim, çok güzel bir isim koymuşlardı bu güzel meleğe, Rüya…
Rüya benim için çok değerlidir. Babası Ertan ile Dinodream adlı portfolyo sitesinde tanışmıştık. Ertan, creative director (yaratıcı yönetmen) olduğu için fotoğrafa bakışı çok farklı. Bu yüzden daha kendimi yeni yeni tanıtmaya başladığım dönemde işlerimi beğenip, bana güvenmesi benim için çok değerlidir. Güzel eşi Şule ise şık detaylara önem veren çok zarif, zevkli bir kadındır. Doğum çekimimiz çok başarılı ve keyifli geçmişti. Harika bir aile ile çok duygulu bir gün yaşamıştım. Sonuç olarak genç çiftin kendi doğum fotoğraflarını beğenmeleri beni de çok mutlu etmişti.
Bir senelik zaman içerisinde bağlarımız kopmadı. Facebook sağolsun güzel Rüya’nın gelişimini de takip edebildim, onlarda benim yeni bebeklerimi takip ettiler :) Prenses Rüya’nın ilk yaşı için tekrar bir araya geldik, çok keyifliydi. Dünyaya karşı çok duyarlı, herşeyi inceleyen, merak eden, neredeyse konuşmak üzere çok tatlı sesler çıkaran, tey tey yürüyen bir melek olmuş artık Rüya:)
Adına uygun ve kendi gibi güzel, soft fotoğraflar hayal ettim ve gerçekten tıpkı “Rüya” gibi fotoğraflar ortaya çıktı.
Sevgili Atay ailesi ile dilerim nice güzel yıllar birlikte çalışmaya devam ederiz. Genç aileye yeni üyelerin katılması dileğimle, sevgiler…
Güzel Rüya’nın harika fotoğraflarının devamını görmek isterseniz Çiseren’in Bebekleri ‘ni ziyaret edip Bebek 11 ‘ e bakabilirsiniz.










![[del.icio.us]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/delicious.png)
![[Facebook]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/facebook.png)
![[MySpace]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/myspace.png)
![[StumbleUpon]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/stumbleupon.png)
![[Twitter]](http://ciseren.com/blog/wp-content/plugins/bookmarkify/twitter.png)



















































Facebook
Flickr
Twitter