Büyük Kucaklaşma
Yazıya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Çünkü bu hikayeyle ilgili anlatmak istediğim çok şey var. Öncelikle harika bir aileyle harika bir gün geçirdim, dünyalar tatlısı bir çocuk doktoru sayesinde daha önce yaşamadığım bir heyecanı yaşadım ve çok güzel bir minik kızın en az kendi kadar güzel kardeşini tarifsiz bir heyecanla karşılamasına tanık oldum.
13.09.2010 günü, sabah erken saatlerde International Hospital’a sevgili Özay ailesinin büyük gününü paylaşmaya gittim. Her aile gibi Özay ailesi de çok heyecanlıydı. 9 yaşında dünayalar güzeli Çağla yerinde duramıyordu, güzel yüzünde içimi ısıtan kocaman gülümsemesi hiç eksik olmadı. Doğuma gitme zamanı gelmişti, heyecan doruktaydı. Çağla bizi gülücüklerle uğurladı. Sonradan öğrendik ki biz asansöre bindikten sonra güzellik gözyaşlarına boğulmuş.
minik dostum ördek
Söğütlügil ailesinin fotoğraflarını gördükten sonra benimle çalışmak isteyen sevgili Hande’nin yönelttiği ilk soru şuydu “bende sizinle çalışmak istiyorum ama benim bebeğim 4 yaşında, olur mu?” Ben de çocuklar okula başlayana kadar benim gözümde hala bebektir dedim Hande’ye, Çiseren’in Bebeği olmak için asla geç değildir ;) Yalan söylemedim çünkü benim de 4 yaşında pek yaramaz ve pek yakışıklı kuzenim var, biricik bebeğimizdir Tarık’ımız, sevmeye doyamayız, görmeyince hasretinden perişan oluruz. Çektiğim en büyük bebek 2.5 yaşındaydı, yaş büyüdükçe çekimin yoruculuk seviyeside yükselmektedir aslında. Çünkü 9 aylıkken oturan bebek, 11. ayda emeklemeye, 14. ayda yürümeye, 18. ayda koşmaya başlar :)) Eh bende peşinden bir yere uzanır, koşar halde egzersiz yaparım elimde kocaman makinamla. Ertesi gün bilgisayar başında hamlamış vücudumun her yeri sızlar.

Kurabiye Canavarı
Düğün, nişan, doğum, doğum günü gibi bir çok organizasyon için artık sıkça renkli, farklı , çok tatlı kurabiye ve cupcake tasarımlarına rastlıyoruz. Mutlaka bir yakınınızın benzer kutlamasında sizlerde bu küçük sevimli kaçamaklardan tatmışsınızdır. Artık bir çok hastane odalarına çiçek kabul etmiyor, bu yüzden değişik hediyelik alternatiflere yönelmekteyiz. Sevdiğiniz yakınınızın yeni doğmuş bebeğini tebrik için, bebeğin ismine özel hazırlanmış, hem sevimli, hem şık hemde ne yazık ki çok lezzetli kurabiye sepeti-kutusu bence çiçekten çok daha güzel bir hediye. Üstelik temiz ve güvenilir bir anne elinden çıkmışsa gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz, afiyetle yiyebilirsiniz. Nişan ve düğün organizasyonlarında ise bayatlamış nikah şekeri klişesinden ziyade çok daha lezzetli ve her görenin beğenisini kazanacak kişiye özel tasarımların sunulması çok daha zarif duruyor. Bu şık ve lezzetli kurabiyelerin – cupcakelerin tek zorluğu tasarımına karar vermek, ne yazık ki insan tasarıma karar verme aşamasında biraz aç gözlü olabiliyor =) Nişanımda mutlaka kurabiye hazırlatmayı düşünüyorum, düğünümde de inşallah cupcake hazırlatmayı planlıyorum =) güzel bir düğün pastası altında bir sürü mini mini süslü cupcake inanılmaz şık duruyor.
İki normal doğum iki kardeş
04.04.2008 Henüz Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım bölümünde öğrenciyim, bitirme projeme hazırlanmak üzereyim. Meslek olarak düşünmediğim, hobi olarak sürdürdüğüm doğum fotoğraflarıma bir de normal doğum eklemiştim o gün. Sıla dünyaya gelmişti. Çok değişik bir bebekti. Bir sürü bebek gördüm ondan sonra ama onun gibisini hala görmedim. Neyse hikayeyi başa alarak konuya ikinci bir giriş yapacağım.
Sevgilim Murat’ın çok değerli arkadaşı Seda, arkadaşının doğumu olduğunu bir kaç ay öncesinden haber verdi bize , ona güzel bir süpriz yapmak istiyordu. Fotoğraflarımı görmüş çok beğenmiş uygun bir hediye olacağını düşünmüş. Seda öyle zariftir, iyi bir insandır ki arkadaşları için hep ince hediyeler düşünür, her zaman onalara sonuna kadar destek olur. Bu doğum sonrası onu da tanıma şansım oldu, hatta 25 Eylül 2009 da onunda kızının doğumunu çektim yani Seda artık benimde canım arkadaşım =)
Anne adayımız Esen bebeğini normal doğumla bekliyordu ki öyle oldu. Önce gece doğum olmuş diye telefon aldık, çok üzüldüm. Meğerse gece hastaneye gidilmiş sadece =) sonra saat öğlen 12 de doğuracak dendi ki doğruydu. Koşarak binbir aksiliklerle hastaneye gittim. Ben hastaneye vardığımda 11.45 gibiydi. Esen tek başına sancılar içinde kıvranıyordu, eşi bir sigara molasına çıkmış, çok telaşlı aşırı heyecanlıydı. İlk kez yaşanan, yabancı olunan bir süreç. Tabi benim içinde aynı durum söz konusu, ilk kez normal doğuma girecektim, ilk kez acı içinde bir anne adayı görüyordum. Esen’i ilk kez o gün acı çekerken tanıdım, acısına rağmen ara ara gülebiliyordu, kısa kısa sohbet ediyorduk soluklandıkça. Ben bu durumda olsam terör estirirdim herhalde dedim içimden… Acısı git gide artmıştı, doğum anına yaklaşıldı, epidural için yalvardı Esen ama ebe artık epidural verilemeyeceğini, bu aşamada epidural ile doğum yapamayacağını ve bu sancıyı çekmek zorunda olduğunu söyledi. Çok zorlandım, ağlamak istiyordum, karşımda minicik bir kadın kocaman göbeğiyle kıvranıyordu, çok acısı vardı. Ama ben fotoğraflarını çekmek için oradaydım, görevlendirilmiştim, insanların beklentileri vardı, ne yapmalıydım, şaşkındım. Dayanamadım elimi uzattım, sımsıkı tuttu ellerimi, o kadar sıkı tuttu ki eminim farkında değildi. Ama bu temas bana da çok iyi geldi. Orada uzak durmak insanın yapamayacağı bir şey, temas etmek destek olmak istiyorsun. Çok farklı bir psikoloji acı çeken birisine çaresizce bakakalmak. Yazının devamı »
Bozcaada
Bizim için kısa tatilin adresi Bozcaada’dır. 2 gün kalsak yetmez, 4 gün kalsak fazla gelir. En ideali ise 3 geceyi Bozcaada’da geçirmektir. Mümkünse tam sezonda gitmemek gerekir Bozcaada’ya, ne kalacak oda, ne de oturacak masa bulmak zor olur bu dönemde. Bizim şansımız her zaman nispeten sakin zamanında adaya gideriz. Bu sene havaların pek nazlı hatta pek sinirli oluşu sayesinde temmuz ortası gitmemize rağmen biraz sakinceydi. Malum İstanbul’dan giden çok oluyor adaya ve biz yola çıktığımızda İstanbul güneşi henüz ucundan görüyordu. Böyle havalarda insanın canı pek tatil çekmiyor =) Kıştan beri nefes almadan, gezmeden tozmadan, mekan değiştirmeden sürekli çalıştım, artık gücüm tükenmişti, içim daralıyordu, hazır çekimlerim sakinlemişken bir kaçamak yapalım 3 güncük gidip havamızı değiştirelim dedik, gerçekten o 3 gün öyle güzel geldi ki, kaçan doğumların bilançosu beni çok üzsede yaşadığım en güzel tatillerden biriydi.
Şimdi gelelim Bozcaada’nın son durumuna ve benim son tecrübelerime.
Zorlu Bekleyiş
Yine bundan bir kaç ay öncesiydi, Ntv’nin bir diğer güzel spikeri Berfu Güven ile doğum fotoğrafları için mailleşmiştik. Fotoğraflarımı görmüş çok beğenmiş birlikte çalışmak istiyordu. Hamileliğinin sonlarına doğru ilk çekimimizi yapmak üzere sözleştik. Arkadaşım Sevgi ile evlerine çekim yapmaya gittik. Bizi karşılayan güleryüzlü genç bir çift vardı kapıda, sıcak kanlı, misafirperver çiftimizle sohbet eşliğinde yavaş yavaş çekim yapmaya, birbirimize alışmaya başladık. Biraz evde biraz bahçede güzel bir çekimi tamamladık. Biraz daha sohbet ettikten sonra ayrıldık. Demir bebeği normal doğum ile bekliyorduk. Bu yüzden biraz gergindim, ya başka bir çekim ile çakışırsa, ya orada olamazsam diye stresli bir bekleyişteydim. Doğum zamanı yaklaşmıştı, ha geldi ha gelecekti Demir. Ancak Berfu’nun doktoru Doç.Dr.Ramazan Mercan kongre için Roma’ya gidecekti. Tabi ki Berfu kendi doktoruyla yola devam etmek istiyordu. Demir ise hiç oralı değildi =) Keyfi yerinde yatıyordu annesinin karnında. Artık Ramazan Bey gitmeden bir gün önce suni sancı ile normal doğum denendi. Sancı verilmeye sabah erken saatlerde başlanmıştı, saat 2′ye kadar ara ara sürekli telefondan durumu takip ettim sonra aklımı bir düşünce sardı, “Doktor bey yarın sabah gidecek, saat 3 e geliyor bence saat 6 ya kadar gelişme yok diyerek sezaryene alır Berfu’yu, eh o saatte de trafik yoğunlaşacak, peki ya YETİŞEMEZSEEEMM!!!”
Berfu ve eşi Gökhan’la çok iyi anlaşmıştık, çok sevdiğim bir aile, o an onlarla olmayı çok istiyordum. Onlarında en az benim kadar çok istediğini bilmek bu istediğimi arttırıyordu. Dayanamadım 14.30′da Amerikan Hastanesi’nin yolunu tuttum. Odaya girdiğimde kalabalık bir aile heyecanlı bekleyişteydi, Berfu gayet iyi görünüyordu, çok dayanıklıydı. Saat başı muayneler takip etti, bekledik, bekledik, bekledik.. bir gelişme yok 3 saat sonra tekrar muayne.. derken beklemeli miyim yoksa gitmeli miyim? Bilemedim. Ama ya birden sezaryene alınırsa.. Normal doğum devam etse sorun yok, buna gidip gelmeye zamanım yeter ancak sezaryen çok hızlı gelişiyor ve o an bir doktorun son derdi bebeğin fotoğrafları olacaktır. Tabi doğum öyle bir süreç ki 10 saat gelişme olmuyor birden 30dk da doğum gerçekleşebiliyor. Yakın zaman önce bu şekilde saatlerce bekleyip doğum anını kaçırdığım bir bebeğim olmuştu ne yazık ki =( Bu yüzden birazda paranoyaklık çökmüştü üzerime. Berfu’da kararsız beni zorlamak istemiyor, beklediğim için üzülüyordu, sancıyla kıvranırken sürekli Çiseren napıyor, Çiseren’e iyi bakın diyip duruyordu, kendinden çok beni düşünmekteydi =) Ve ne yapalım diye konuşurken sen bilirsin ne olacağı belli değil derken, güzel gözlerinden gitmememi istediğini çok net görebiliyordum. Bende çok belirsiz bir süreçte olduğumuz için karar vermekte zorlanıyordum ama kaçırmaktansa hastanede beklemeyi tercih ettim. Zaten bu stresle eve gidip çalışmam mümkün değildi artık. Nasılsa odamızda kocamandı =)
Beklediğim süre içerisinde 1 dk bile hiç sıkılmadım, sürekli benimle ilgilenen, hoş sohbetlerini eksik etmeyen, zarif , sıcacık bir aileyle birlikteydim. Ve en önemlisi Berfu ben ordayken daha huzurluydu. Aylardır beklediği, hayaliyle yaşadığı, bir kadının hayatında ki en önemli , en rüya gibi olan anı belgelenecekti, riske atmamıştık =)








Facebook
Flickr
Twitter