Küçük Sevgilim
Geçen sene 23 Nisan’da harika bir aile ile tanıştım. Gerçek ve Emrah, 23 Nisan’da biricik oğulları Dağhan’ın 1. yaş günü için birlikte bir çekim yapmak istediler. Hem Yücel ailesinin hemde benim asla unutamayacağımız çok eğlenceli bir gün geçirdik. Dağhan’ın 1.yaş fotoğraflarına websitemde “bebek 4″ bölümünden bakabilirsiniz.
Aradan geçen 1 sene içinde Dağhan’ın bir kuzeni oldu, doğumunu ben görüntüledim. Böylece bu harika aileyi bir kere daha görme şansım oldu. Aynı zamanda Gerçek ve Emrah 2. oğullarını bekliyor =) İnşallah önümüzde ki günlerde Dağhan’ın kardeşinin doğumunu da ben görüntüleyeceğim. Bundan önce Dağhan’ın 2. yaşı için bir araya geldik.

Bayandan Direksiyon Dersi
Yaşımı doldurur doldurmaz ehliyetimi almış, azıcıkta olsa araba kullanmayı öğrenmiştim. Hem arabaya ilgisiz kız çocuğu olarak yetişmemin, hemde annemin inanılmaz evhamlı bir kadın oluşu nedeniyle “hadi bana araba alın” ricalarım hep “tamam alırız” cevabıyla halı altına süpürülüp, başka bahara bırakılmıştı. Artık baktık ki bu böyle gidecek gibi değil.. o canavar sürücüden öteki sürücünün arabasında, kötü kokular eşliğinde sürekli İstanbul’u dolaşmak zor ve masraflı. Üstelik 15tl yazan yeri beğenmeyen taksicilerle kavga etmekten ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladığımı farkettim. En sonunda evhamlı annem, taksicilerin yaptığı ölümlü kaza haberlerini duya duya, bari kızımı eğitirim o yavaş kullanır demiş olacak ki “hadi artık araba alalım sana” lafı kendiliğinden ağzından çıkıverdi. Büyük bir sevinç yaşadım.. ve aradan yine 6 ay geçti =) O kadar meraklıyım ki arabaya…
Bu hızla geçen 6 aydan önce, bir tanıdığımızın ders alarak çok iyi bir şoför oluş hikayesini bizzat kendi ağzından dinlemiştim. Üstelik eşi, akrabaları da aynı kişiden ders almış. Kulağıma küpe ettim.. En sonunda hazır olduğumu hissedince bu kişiye ulaştım.
Gülten Kaya, bu işe seneler önce başlamış, alanında bir ilke imza atmış ilk kez “Bayandan, bayana direksiyon dersi” vermeye başlamış. Sadece bayanlara ders veriyor Gülten Hoca. Son derece güler yüzlü, sıcak kanlı, dürüst, samimi, şeker mi şeker, hoş sohbet bir kadın.
Ezgi’nin Günlüğü

Gülçin Hanım ile Ezgi’nin doğumuna henüz aylar varken mailleşmiş, doğumda birlikte olmak üzere sözleşmiştik. Heyecanla tarihin yaklaşmasını bekliyorduk. Ezgi bir hayli erkenci davranarak, anne karnında ki serüvenine son vermeye karar vermiş, henüz 6 aylıkken doğum yoluna girmişti. Ezgi’nin doğduğunu bir süre sonra Amerikan Hastanesi’nde ki bebek yoğun bakım hemşiresi güzel arkadaşım Şirin’den öğrendim. Hastanenin diğer yoğun bakım hemşireleri gibi Şirin’in de Ezgi’nin üzerinde büyük emeği olmuş. Şirin beni durumdan haber ettikten sonra hastanede çekimim olduğu bir gün Gülçin’le ayaküstü sohbet etme fırsatı yakaladık, tanıştık. Her gün hastaneye kızına bakmaya, beslemeye gidiyordu Gülçin. Ezgi biraz daha büyüyünce evlerin de çekim yapmak üzere yeniden sözleştik. Gülçin’in enerjisi harikaydı, sevinçli, tüm yorgunluğuna rağmen oldukça heyecanlı görünüyordu. Çünkü artık prematüre doğan minik Ezgi hayata sımsıkı tutunmuş, tüm üzüntülü, telaşlı geçen günleri biraz daha geride bırakmıştı. Doktorları yakın zamanda evlerine gidebileceklerini müjdelemişti. 46 günlük yoğun bakımdan sonra artık yuvasına dönebilecekti. Bir anne için daha güzel ne olabilir ki. Tabi bu hikayenin benim yaşadığım tarafıydı. Damla gözyaşına tanık olmadım, hiç mutsuz bir sesle karşılaşmadım. Geçtiğimiz haftalarda Gülçin beni tekrar aradı ve artık doktorlarının eve misafir kabul etmelerine izin verdiğinin müjdesini iletti, 18 Nisan’da Ezgi’nin fotoğraflarını çekebilmem için evlerine ilk davetli ben oldum =) Gittiğimde güleryüzlü bir çift beni karşıladı. Baba Selçuk Bey, Ezgi’yi bir saniye olsun göğsünden ayırmıyor, öpmeye doyamıyordu meleğini. Ezgi’nin en huzurlu olduğu yer anne-babasının göğüsü. Anne karnında alışık olduğu sıcak kalp atışlarını dinlemek en güzel ninni onun için.
Her bebekli evde bir neşe hakimdir, yüzler güler, herkes mutludur. Ama Ünver ailesinin evinde şimdiye kadar tanık olduğumdan çok farklı bir sevinç vardı. Ezgi aile için kocaman bir lütuf, sevmeye kıyılamıyordu. Bu evde başka bir aşk, başka bir mutluluk vardı. Ezgi sadece 1.250 gr dünyaya gelmiş, o kadar minikmiş ki , kürdan kadarmış parmakları. Gülçin doğduğu zaman bebeğini görememiş bu da büyük telaş yaşatmış ona. Ezgi’nin şuan 3 aylık, aslında hala anne karnında olması, 5 Mayıs gibi doğması bekleniyordu. Ne büyük korkular yaşamışlar. Doktorlarının, hemşirelerin çabalarıyla, özverisiyle, sevenlerinin dualarıyla Ezgi hayata sımsıkı bağlanmış, şimdi çok kuvvetli bir melek, harika sesler çıkartıyor, her göz kırpışı, her nefes alışı şenlik yaratıyor =) Yazının devamı »
Çiseren’in 100. Bebeği ARAS GÜLLE
Lalehan ile bebeğinin doğum tarihinden bir süre önce iletişime geçmiştik. İlk önce bir arkadaşlarının bebeğinin fotoğraflarıyla tanımışlar beni, doğum sırası Lalehan’a gelince doğum fotoğrafçısı araştırması yaparken tekrar rastlamış bana. Kararı netleşince, tarihi kesinleşince 18 Mart Aras’ın doğum günü için programımda yerini aldı. Internatiol Hospital’da gerçekleşecekti doğum. Hem evime yakın hem de çekim açısından bol ışıklı suit odasını çok sevdiğim bir hastanedir. Keyifle sabah kalkıp hastanenin yolunu tuttum. Lalehan’ın odasına girdiğimde aile yakınlarıyla merhabalaşıp kendimi tanıttım, karşımda bir de genç ve güzel bayan otuyordu, kafamı hasta yatağına uzattım ” Lalehan uzanıyor sanırım” diyerek, ama karşımdaki güzel bayan “Lalehan benim” dedi. Önden bakınca hamile olduğunu zar zor anlayabildiğim güzel kadınmış meğerse az sonra doğum yapacak olan =) Doğum saatine kadar son göbekli fotoğraflarımızı çektik, son gergin, geçmek bilmeyen dakikalar derken nihayet ameliyathaneye indik ve epidural sezaryen ile Aras 18.03.2010 saat 12:52′de nur topu gibi dünyaya geldi, ilk muayneleri sonrasında anne-babasının kollarına verildi.
Çılgın martılar
Sık sık Sirkeci’ye fotoğraf baskısı almaya gidiyorum ve gitmişken Eminönü’nde ev için biraz alışveriş yapıyorum. Namlı’dan bolca zar gibi dilimlenmiş lokum pastırma, dil peyniri, beyaz peynir, eski kaşar, keçi peyniri, organik kuru kayısı vs… Hemen tüketmeyeceğimiz ürünleri vakumlatıp koca paketimle oradan çıkıp Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’na uğrayıp taze kakao ve türk kahvesi müptelası annem için taze çekilmiş kahve alıp yola koyuluyorum. İşte ben bu rutini yaşarken, o civarlarda belki çok sık rastlanan ama benim görmeye hiç alışık olmadığım bir sahneyle karşılaştım. 6 yaşında çocuk iriliğinde bir sürü martı, kasap ve balıkçıların fırlattığı artıkları işte böyle kardeş kardeş paylaştılar… Önceleri yaklaşmaya korktum ama sonra tam tepelerinden yakın çekmeyi başardım. National Geographic kalitesindeki videomu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim :)
Tinay Dinçkan Tasarım Atölyesi
Tinay Dinçkan ismini doğum fotoğrafçılığına başladığımdan bu yana sürekli ve çok farklı yerlerden duydum. Herkes kendisinden övgüyle bahsediyor, tasarımlarına hayran kalıyordu. Albüm arayışları içindeyken bende internette ufak bir araştırma yapmış ve web adresine ulaşmıştım. Bir gün tekrar incelemek üzere adresi kaydettikten sonra tesadüfen Tinay Hanım’dan bir mail almıştım :) Beni atöylesine, işlerini görmeye davet eden sıcak bir mail. Kısa süre sonra atölyesine uğrayıp tanışma fırsatı buldum Tinay Hanım’la. Karşımda son derece ilgili, bilgili, zevkli ve zarif bir kadın vardı. Tüm tasarımlarına, ürettiklerine hayran kalarak uzun bir sohbetten sonra atöylesinden ayrıldım. Heyecanla ne yapabilirizi düşünürken en sonunda denizde çok açılmamaya karar vererek, Çiseren’in Bebekleri’ne yakışacak, websitem ve diğer tasarımlarımla uyum sağlayacak, yine baktığımızda Çiseren’in Bebeği bu diyebileceğimiz albümler yapmaya karar verdik.. Websitemde kullandığım görsellerimden iki tanesinde karar kıldık (kundak bebeğim ve poster-cd-ecard tasarımlarımda kullandığım bulutlarım) Sade, uçuşuk, pastel ve çok bebiş bir albüm olacaktı.
Görselleri Tinay Hanım’a ilettiğimde, albümü sadece benim için tasarlayacağına söz verdi. Sizde kendinize özel albümler, defterler tasarlayabilirsiniz. Tinay Hanım bu konuda oldukça hassas, sizin için tasarladıklarını, ne kadar ısrar ederlerse etsinler başka kimse için yapmıyor, kendisine bu konuda güvenebilirsiniz. Bu yüzden Çiseren’in Bebekleri albümü çok beğenirseniz ve isterseniz boşuna rica etmeyin :) Zaten o kadar üretken bir tasarımcı ki, tüm tasarımları birbirinden güzel, insan ne seçeceğine karar veremiyor. Ben seçim kısmını bu şekilde ucuz atlattım :) Sonuçta bana özel bir albüm olmak zorundaydı çünkü Çiseren’in Bebekleri’nin oturmuş bir görsel bütünlüğü var. Ama hangisi en güzel, onu seçeyim derseniz ki diyeceksiniz o zaman yandınız.. Çünkü Tinay Dinçkan‘ın tasarım denizine bir kere açıldınız mı karayı bulmanız çok zordur :)) Sonuç olarak iki tasarımcı başbaşa verip, uzun ve keyifli sohbetler yaparak tam da hayalimdeki gibi çok tatlı, soft albümler ortaya koyduk.









Facebook
Flickr
Twitter